Yalnızlık
“Bak a evladım,
önceden kapı eşiğinden fırlayan, duvar deliklerinden baş gösteren fareler cirit atardı evde.
Kader arkadaşım öldükten bu yana fareler dahi terk etti.
Birkaç fare çıkıp ses etse, oraya buraya koşuştursa diyorum.
Ne gezer.
Yalnızlık bu…
Yenir yutulur lokma değilmiş.”
“Ah şu yalnızlık,
kemik gibi…
ne yana dönsen batar.”
(Cahit Zarifoğlu)
Bir yanımızda acı, çok acı…
Yalnız bir acı.
Yalnızlık çok acı.
Akşama yıkılan yalnızlıkla evime sokuluyorum.
Bad-ı sabâ gözleyen kırışık alınlardan süzgün bakışlara,
yorgun bedenlerden titrek seslere…
Söz heybesi bomboş acılarla bakıyorum.
Ah, bu üzgünlük, bu kahır, bu acı…
Gözüm,
eşiklerden sıçrayacak
bir fare heyecanında.

