Bu Çağda
Koca bir ağaç döndüler.
Göz göze geldiler.
Şehrin tenha yüzü,
şapkası kulaklarına yapışmış kadın
saniyelere lanet okuyordu.
Adam kırmızı lambaya bakarken
kadının ela gözlerine çarptı.
Yeşil yandı.
Şehir yürüdü.
Adam yürüdü.
Bir sonraki lambada
aynı gözleri yakalama telaşıyla
gömleğinin bir düğmesini daha açtı.
Rüzgâr, hatıralarına çizik attı.
Kar, göğsünde tuz buz oldu.
Bastığı yerler eriyordu.
Bir şiiri yakalar gibi
boynundan tuttu kadın
Aruzun kısa hecesinden
uzun hecesine düştü adam.
Remel bahri açtı kapıyı.
Bir lamba daha yandı.
Bir kadın daha yüzünü bıraktı lambada.
Bir adam daha taştı kaldırımlardan.
Bir hatıra daha omuz attı, geçti.
Adam bir zamandan geçti.
Eller üşüdü.
Gözler üşüdü.
Yerde yatan kadına baktıkça
üşüyordu.
Ve o an bildi:
ölümler bile ölüm değil bu çağda.

