Her Hikâyede Yerin Var
Hikâye senin mi, önemli değil.
Hikâyenin içinde olman yeter.
Su gibi akıyor hikâye.
Su gibi bakıyorsun kelimelere.
Turgut Uyar’la fanusta tanışan kelimeler, İç Anadolu’nun kupkuru yaz sıcağında buharlaşıyor.
Halkın Dostları’nda şiddetli bir polemik başlatıyor İsmet Özel.
Ne işimiz olur sanırsın Ahmet Arif’le.
Yok, öyle değil.
Hikâyenin içinde olman yeter.
Yani hasret ve pranga ve eski.
Ya da
“gözlerim nemli değil, gözlerim namlu.”
Çokça satırı atlanarak yazılan bir hikâyenin tortusu genzimizde dolaşır, durur.
Her hikâye senindir.
Her hikâyededir yerin.
İnanmıyorsan bak:
Afganistan — afyon, Taliban ve uçurum.
Bak işte, dizleri üzerinde çocuklar.
Bu bir hikâyedir ve tam içimizden geçmektedir.
Uçurum çok uzak değil.
Aşk uzak değil.
Merhamet koynumuzda.
Her hikâye senindir.
Her hikâyededir yerin.
İnanmıyorsan bak yıkılası dünya—
yıkılıyor.
Garipleri sevmezsek ne işe yarar hikâyemiz?
Garipler ve Müslümanlar olmadan tadı mı olur hikâyenin?
Çare yok.
Bu yük katarı yol üzredir.
Yapmamız gerekenlerle yazılıyor hikâyeler.
Batı, demirden bir cümle kurar.
Doğu, susarak tamamlar.
Türkiye sevilmez mi a dostlar?
Hikâyemiz Türkiye kadar.
Türkiye, hikâyemiz kadar.
İnanmıyorsan bak:
Bir Afrikalı gibi bak, göz kuşanarak.
Bir Filistinli ol, avuçlarında taş.
Bütün mazlum coğrafyaya yayılan aşkla bak.
Türkiye ayakta ise mesele yok.
Hikâye devam etmektedir.
Kulağımızda, bir pınarın serinlik bahşeden şırıltısı.
Hikâye senin mi, önemli değil.
Hikâyenin içinde olman yeter.

