Yüzüme Mahsus Hüzünlerim
Ben vardım ve yüz çevirdi bulutlar.
Ben vardım huzura, kapılar kapandı.
Kapısında yattım. Köpeklerle sabahladım.
Geceler içimden tiz bir çığlık gibi geçti.
Nemli bir rüzgâr olsun okşamadı saçlarımı.
Ben yürüdüm; benimle yürüdü uzaklar.
Saralı değildim.
Veremli değildim.
Hummalı değildim.
Yağmur susuzu dualarım vardı.
Yüzüme mahsus hüzünlerim vardı.
Bir damla gözyaşına muhabbetim, bir damla gözyaşına hasretim vardı.
Ben geldim; şehirden el etek çekti yağmurlar.
Islak kaldırımlara sürdüm ellerimi.
Yüzümü oluklara uzattım.
Allah’ım…
Ben vardım ve yüz çevirdi bulutlar.
Ben vardım huzura, kapılar kapandı.
Mücrimlerle anılmak yazıldı alnıma.
Vebalılarla bir sürüldüm şehirlerden.
Yağmur susuzu yüreğimle dağ başında mecalsiz kaldım.
Bütün kapılar kapandı.
Yolların sonu karanlık.
Dibi mustarip uçurum.
Çok zamandır bulutsuzum.
Sitemim var.
Susunca dağları ürperten bir kahrım var.
Hasretinden çatlamış dudaklarım var.
Kimsenin geçmişe vefa borcu yok.
Yarın pek karanlık — eyyâm-ı buhur gibi ağır, dumanlı.
Alnımda yağmursuz bir mühür var.
Yağmurla büyür dağlar.
Tek ü tenha bir ağaçtan ummana el uzanır.
Şehrin çocuklarıyla kıyılar coştukça coşar.
Yağmurla boğulur dünya;
ben toprakla boğulurum.
Bu kirli, kaypak şehre yağar yağmur.
Ucuz hesapların insanlarına yağar.
Caddeler yıkanır.
Kirli çatılar parlar.
Bir bebek arabasından düşen ayakkabının teki
logarlarda boğulur.
O ayakkabıya düşen bir damla için
nelere ihanet etmezdim…
Ne kadar da çaresizim.
Ben vardım ve yüz çevirdi bulutlar.
Ben vardım huzura, kapılar kapandı.
Tevbelerimden başka azığım yok.
Siyaha çalan rengimle,
cahiliye pazarlarında alınıp satılan bir köleyim —
yağmurdan uzak.
Hava kuru.
Hava sıcak.
Öyle sıcak ki, güneş neye çarpsa gölgesi uzuyor.
Yağmur uzuyor uzaklara.
Kayalara yağan yağmur kadar nasipsizim.
Yağmur uzak.
Bulutların benden beklediğini
yüreğime yaz, Allah’ım.

